Hayat ve Ben (Can DÜNDAR)

Posted in Anlatımlar etiketler ile , , , on Ekim 28, 2008 by aynadakiben

Otuzbeşime    bastım geçen hafta… İlk yan bitti: Hayat: 1… Ben: 0… Ama belliydi böyle olacağı… Nicedir başlamıştı belirtiler:

Yolda çocuklar “Amca şu to­pu atıversene” diye seslendik­lerinde kuşkulanmıştım ilkin…

Sonra saçlarımdaki beyaz tel­ler tescilledi yarı yolun ufukta göründüğünü…

Baktım, lise fotoğraflarım sa­rarmış, sınıf arkadaşlarım yaş­lanmış. Eş dost sohbetlerinde sağlık ve çocuk konuşulur ol­muş… seyahat ve aşk yerine…

Gök gibi gürlemeye alışkın müzik setimin ses düğmesini kısar olmuşum, içindeki uçurt­manın ipini cekercesine…

“Bizim zamanımızda” diye başlayan nu­tuklar atmaya başlamışım mezuniyet törenle­rinde -hayret! daha dün değil miydi benimkisi?

Yıllar yılı dudak büktüğüm ‘ölümden son­ra hayat masalları’ na kulak kabartmaya baş­lamışım gizliden gizliye…

İple çektiğim haziranlara sırt çevirmişim.

Yaşamın orta sahasına girmişim… irkilmişim…

 

* * *

 

Ruhumun ikizleri yine çekiştiriyorlar kol­larımdan.

Biri, “Daha ne gördün ki” diyor yüzünde papatyalarla; “Asıl şimdi başlıyor hayat,..! Bundan sonrası rahat!”

Lakin, “Buydu işte görüp göreceğim” diye efkarlanıyor öteki… “2. yarı geçer hızla/yaşla­nırsın zamanla…”

Yaşı genç olanlar 35′e uzak durduklarını sanarak, “sahi oldu mu o kadar? Hiç göstermiyorsun” tesellisindeler…

35′le çoktan tanış olanlarsa “hayata hoşgeldin” pankartıyla karşılamadalar… ilk yan sa­dece bir ısınmaymış meğer: Asıl ikinci yarıda anlaşılırmış tadı, hayatın… kavganın… aşkın…

Bense şaşkın… devre arası bilancolarındayım:

Son dönemde, kimbilir kaç eski anıyı yaralı ele geçirdim, belleğimin derinliklerinde..?

Kimbilir kaç kez kendime yakalandım, kendimden kaçarken… ve sustum vicdan sor­gularında… Aksisedamla bile dertleşmedim.

Meğer ne yaman serüvenmiş hayat?

Bazen yediveren gülleri gibi bereketli… Sanki hayat değil, Körfez Krizi mübarek: Bir koyup, beş alıyorsun… Yaşıyor, seviyor ve se­viliyorsun…

Bazense kıtlıktan kırılıyor ortalık…şaşıp kalıyorsun…

Oysa -herkes bilmezden gelse de-skoru belli oyunun:

30′larda dedeni ve nineni kaybe­diyorsun. 40′lannda anneni ve ba­bam… ve 70′inde kendini…

 

* * *

 

Şimdi devre arası/yolun yarısı…

Bugüne dek ancak tanıştık hayat­la…

Ben O’na kendimi tanıttım… O bana kendimi…

Göğsüme madalya gibi dizdim hatalarımı… (Zaferlerim onlar be­nim… Olgunluğumun yapıtaşları…)

…Ve derin bir yara gibi sakladım başarılarımı… Asansör çıkarken yukarı, dönüp bakmadım aşağı… Dönmesin diye başım…

Ben istikballe arkadaşım…

 

* * *

 

Ne var ki yarım her şey… Hayat da yarım, sevdalar da… Daha diyeti ödenmedi sevinçle­rin… ihanetlerin hesabı sorulamadı… Nazım’ın dediği gibi “kopardım portakalı dalın­dan/ Ama kabuğu soyulamadı/ Sevdalara do­yulamadı…”

“Doydum” diyen görmedim ki zaten ben…

Hiç doyulmaz ki zaten…

Lakin gel de zamana anlat bunu…

Sahi nedir bu telaş, bu kin? Sanki ölüye can yetiştireceksin..

 

* * *

 

Baktım ki ikinci yan kapıda… ve hayatın ceza sahası yakın…

Doldurdum bir kara kutuya 35 yılın hesabını. Acılar, sancılar bir çekmecede, sevdalar diğerinde… Bir yerde hüzünler ve korkular, bir üstte sevinçler ve zaferler… Kat kat, dizi dizi dizdim kullanılmış takvimlerimi…

Sabırla kapattım kutuyu, sevgiyle mühürledim ağzını…

İlk yarı bilançom o benim:

Yangında ilk kurtarılacak… kazada ilk açı­lacak…

Yarımlar tam olduğunda kara kutuyu açıp bakanlar teşhis, koyacaklar halime… “Çok mutlu olmuş, fazla yüksekten uçmuş zavallı” diyecekler, ya da “sebepsiz alçalmış… Bile bi­le vurmuş kendini dağlara…”

Fakat kara kutu ancak bir kısmını söyleye­cek hikayenin…

Kalanı benimle gelecek…

Dağların yamaçlarına savuracağım en mahrem hatıralarımı…

Reyhanlar saklayacak sırlarımı..

Skoru bir tek Ege’nin sulan bilecek… Deni­ze kavuşabilirse eğer içimdeki nehir… Hayat: 0… Ben: 1

Cesaret üzerine

Posted in Düşün(dür)enler etiketler ile , , on Ekim 27, 2008 by aynadakiben

» “Fikirlerini ve söylediklerini asla kabul edemem..Ama onları söyleme hakkını ölünceye kadar savunurum..” Voltaire

» Açlıktan ölmek üzere bulunan bir köpeği kurtarınız, sizi ısırmayacaktır. İnsan ile köpek arasındaki başlıca fark budur” Mark Twain

» Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er geç varır. Mirabeau

» Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır. Bernard Shaw

» Akıllı görünme çabası, çoğu zaman akıllı olmayı engeller. La Rochefoucauld

» Akıllı kimsenin lisanı kalbindedir. Düşünerek söyler. Hz.Ali (r.a.)

» Akıllı konuşur, çünkü onun söylemek istedikleri var; aptal konuşur, zira kendinin bir şeyler söylemek mecburiyetinde olduğunu sanır. Plato

» Aklın güzelliği dil ile, dilin güzelliği söz ile, kişinin güzelliği yüz ile, yüzün güzelliği göz ile belli olur. Yusuf Has Hacip

» Alkış zayıfların amacı ve sonudur. C.Colton

» Alkışı en sessiz karşılayan,alkışı haketmiş demektir. Emerson

» Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır.  Andre Gide

» Aptalın sevgisi, ayının sevgisidir; kini sevgidir, sevgisi kindir. Mevlana

» Ayakta ölmek, diz üstü yaşamaktan daha iyidir. G.Washington

» Bana “Seni anlamıyorum” demen hak etmediğim bir övgü, fakat senin de hak etmediğin bir sövgüdür. Halil Cibran

» Bana arkadaşını söyle,sana kim olduğunu söyleyeyim. Cervantes

» Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. Hz.Ali (r.a.)

» Başarılarını gizlemek, en büyük başarıdır. La Rochefoucauld

» Başarının sırrı , uğraşılan konuya hakim olmaktır. Benjamin Disraeli

» Başkalarını hep bağışla, kendini hiç bağışlama. Syrus

» Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz. Montaigne

Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin kefesine bastırmayan insan pek enderdir. Baron Langenfauld

Başkası düştü mü “çürük tahtaya basmasaydı” deriz.Kendimiz düşünce,bastığımız tahtanın çürük olmasından şikayet ederiz.  Cenab Şahabettin

Başkasından üstün olmamız önemli değildir. Asıl önemli olan şey, dünkü halimizden üstün olmamızdır. Hint Atasözü

Bende 1 yumurta var, sende 1 yumurta var. Ben sana 1 yumurta versem, sen bana bir yumurta versen, bende 1 yumurta sende 1 yumurta olur.Bende 1 bilgi var, sende 1 bilgi var. Ben sana 1 bilgi versem, sen bana 1 bilgi versen, bende 2 bilgi, sende de 2 bilgi olur. Konfüçyüs

Bilgi bir ışık gibidir. Onu kullanırsanız daha parlak olur, kullanmazsanız söner. Alexander Everett

Her Şey Sende Gizli (Can YÜCEL)

Posted in Anlatımlar etiketler ile , on Ekim 27, 2008 by aynadakiben

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
bunu da öğren,

SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN…

Tahir İle Zühre Meselesi (Nazım Hikmet)

Posted in Anlatımlar etiketler ile , on Ekim 27, 2008 by aynadakiben

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
                                        ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir’i Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Hayata Dair (Can YÜCEL)

Posted in Anlatımlar etiketler ile , , , , on Ekim 27, 2008 by aynadakiben

Bilmelisin ki…

Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.

 

Bilmelisin ki…

Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,anlam yükü o kadar azalır.

 

Bilmelisin ki…

Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nerden geçtiğini bulmak zor.

 

Bilmelisin ki…

Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.Gerçek aşkların da!

 

Bilmelisin ki…

Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

 

Bilmelisin ki…

Aile hep insanın yanında olmuyor.Akrabanız olmayan insanlardan ilgi,sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.Aile her zaman biyolojik değil.

 

Bilmelisin ki…

Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.Onları affetmek gerekir.

 

Bilmelisin ki…

Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.Bazen insanın kendini affedebilmesi gerekiyor.

 

Bilmelisin ki…

Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

 

Bilmelisin ki…

Şartlar ve olaylar,kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

 

Bilmelisin ki…

İki kişi münakaşa ediyorsa,bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

 

Bilmelisin ki…

Her problem kendi içinde fırsat saklar.Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

 

Bilmelisin ki…

Sevgiyi çabuk kaybediyorsun,pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.